Sınav sürecinde öğrencilerin yaşadığı kaygı, akademik performansı olumsuz etkileyebiliyor. Sınavda bildiği soruları yapamayan veya süre ilerledikçe paniğe kapılan öğrencilerin durumunun doğru değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Üze, kaygıyla akademik eksiklerin birbirinden ayrılması ve ihtiyaç halinde profesyonel destek alınması gerektiğini vurguladı.
“GEREKTİĞİNDE PROFESYONEL DESTEK ALINMALI”
Kaygının sebebini anlamak için öğretmen gözlemleri ve öğrencinin kendi anlatımının birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çeken Üze, “Öğrenci evde bildiği soruyu sınavda yapamıyor, süre ilerledikçe panik artıyor veya ilk hatadan sonra bütün sınavı bırakıyorsa kaygı önemli bir etken olabilir. Öğrenci bir konuya yeterince hazırlanmamışsa sınav anında zorlandığında kendisini kaygılı hissedebilir. Bu durumda yalnız rahatlama teknikleri değil, akademik eksiği kapatmak gerekir. Deneme sonuçlarını, öğretmen gözlemlerini ve öğrencinin kendi anlatımını birlikte değerlendirmeyi öneriyorum. Gerektiğinde profesyonel psikolojik destek alınmasının önemli olduğunu da özellikle vurguluyorum” diye konuştu.
“TEK BİR İŞARETTEN TANI KOYMAK DOĞRU DEĞİLDİR”
Öğrencide hem akademik yetersizlik hem de kaygının oluşabileceğini dile getiren Üze, önemli olanın kaygının nasıl ortaya çıktığını bulabilmek olduğunu belirterek, “Elbette ikisi birlikte de bulunabilir. Deneme verisi, öğretmen gözlemi ve öğrencinin kendi anlatımı birlikte değerlendirilmelidir. Tek bir işaretten tanı koymak doğru değildir; amaç uygun desteği seçebilmek için tabloyu netleştirmektir. Çünkü kaygı iradeyle kapatılan bir düğme değildir. Öğrenci “rahat olamıyorum” dediğinde kendisini daha da yetersiz hissedebilir. Bunun yerine sınav provası, nefes ve dikkat teknikleri, gerçekçi program ve hazırlık eksiklerinin kapatılması gibi somut adımlar gerekir. Kaygının kaynağı belirsizlikse hazırlık artırılır; performans anında yoğun fiziksel belirtiler varsa profesyonel destek gerekebilir. Doğru müdahale, kaygının nasıl ortaya çıktığını anlamaktan başlar” dedi.
“SINAV DAVRANIŞI ADIM ADIM GELİŞTİRİLEBİLİR”
Denemeler sonrasında öğrencinin duygu durumunun da dikkate alınması gerektiğini ifade eden Üze, “Öğrenci farklı test sıralarını, süre stratejilerini ve zor soru karşısındaki davranışını prova eder. Ancak her denemeyi yüksek baskılı bir değerlendirmeye dönüştürmek kaygıyı artırabilir. Deneme sonrası sadece puan değil, öğrencinin ne hissettiği ve hangi anda ritmin bozulduğu da konuşulabilir. Böylece sınav davranışı adım adım geliştirilebilir” ifadelerini kullandı.
“YARDIM ALMAK BAŞARISIZ OLDUĞU ANLAMINA GELMEZ”
Kaygının öğrencinin günlük yaşamını etkilemesi durumunda profesyonel destek alınması gerektiğini ifade eden Üze şunları söyledi:
Kaygı öğrencinin günlük yaşamını, uykusunu, okula veya denemeye gitmesini ciddi biçimde etkiliyor; yoğun fiziksel belirtiler, sürekli kaçınma veya belirgin duygusal zorlanma yaratıyorsa uzman değerlendirmesi önemlidir. Eğitim kurumu psikolojik tanı koymamalı; sınırını bilmeli. Öğretmen ve rehberlik akademik gözlemleri paylaşabilir, aileye profesyonel destek önerilebilir. Yardım almak sınav sürecinin başarısız olduğu anlamına gelmez; öğrencinin ihtiyaç duyduğu doğru kaynağa ulaşmasıdır.
