Deneme sınavlarının öğrencilerin eksiklerini görmesi açısından önemli bir araç olduğunu belirten MAKSİMUM VİP Akademi Kurucusu Eğitimci Üze, doğru analiz yapılmadığı takdirde elde edilen verilerin tek başına gelişim sağlamayacağını söyledi. Üze, deneme sonuçlarının öğrencinin bir sonraki çalışma planına doğrudan yansıması gerektiğini vurguladı.
“VERİMİN DEĞERİ, NEYİ DEĞİŞTİRDİĞİYLE ÖLÇÜLÜR”
Bir denemenin sonucuna bakarak bütün programın sonucunun değiştirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Üze, “Tekrarlayan hata varsa ilgili konuya ek çalışma, süre problemi varsa belirli testte zaman takibi gibi hedefli kararlar daha etkilidir. Öğrenci matematikte problem sorularında sürekli hata yapıyorsa bunun bir sonraki hafta çalışma planında karşılığı olmalı. Aksi hâlde analiz yalnız bilgi verir, gelişim üretmez. Biz MAKSİMUM VİP Akademi’de deneme sonuçlarını rehberlik ve öğretmen görüşleriyle birlikte değerlendirmeyi önemsiyoruz. Verinin değeri, öğrencinin hayatında neyi değiştirdiğiyle ölçülür; raporun kendisiyle değil” diye konuştu.
“ÖĞRENCİ CEVAP ALAMIYORSA ANALİZ EKSİKTİR”
İyi bir deneme analizinin nasıl yapılacağına ilişkin bilgi veren Üze, “Rapor çok renkli olabilir, onlarca grafik gösterebilir; ama öğrenci “Peki şimdi ne yapacağım?” sorusuna cevap alamıyorsa analiz eksiktir. İlk çıktı birkaç net karar olmalı: hangi konu tekrar edilecek, hangi hata türü izlenecek, hangi testte süre çalışılacak? Bu kararlar küçük ve uygulanabilir olmalı. Deneme analizi geçmiş performansı anlatmak kadar gelecekteki çalışmayı yönlendirmelidir” dedi.
“İYİ ANALİZ, EN DOĞRU SORUNU ÖNCE ÇÖZMEKTİR”
Bütün hatalara aynı anda müdahale edilmemesi gerektiğini belirten Üze, “Bir denemede çok sayıda hata çıkabilir. Hepsini aynı haftaya koymak programı ağırlaştırır ve öğrencinin öncelik duygusunu bozar. Tekrar eden, temel veya yüksek etkili birkaç sorun seçmek daha doğru. Örneğin matematikte temel bir konu eksiği ve Türkçede süre problemi önceliklendirilebilir. Daha küçük hatalar normal program içinde takip edilir. İyi analiz, çok sorun bulmak değil en doğru sorunu önce çözmektir” şeklinde konuştu.
“MÜDAHALE SONRASI KONTROL EDİLMELİ”
Tekrar eden hatalar sonrasında dikkat edilmesi gerkenlere dikkat çeken Üze, “Hata türüne bir etiket verilebilir ve sonraki denemelerde aynı alan izlenebilir. Öğrenci üç sınavdır problem sorularında aynı yöntem hatasını yapıyorsa konu kapandı sanılmamalı. Müdahale yapıldıktan sonra aynı sinyalin azalıp azalmadığı kontrol edilir. Böylece analiz döngü hâline gelir: tespit, müdahale, yeniden ölçüm. Bu döngü olmadan raporlar arşivde birikir ama öğrenme davranışı değişmez” diye konuştu.
“ANALİZ, GEÇMİŞİ ANLATMAKTAN ÇOK SONRAKİ ADIMI SEÇMEYE YARDIM ETMELİ”
Öğrencinin raporu kendi seviyesine uygun biçimde anlaması gerektiğini belirten Üze, “Kendi seviyesine uygun biçimde mutlaka anlamalı. Teknik veriyi sadece yetişkinlerin görmesi öğrenciyi pasif bırakır. Öğrenci en azından üç şeyi söyleyebilmeli: Bu denemede ne iyi gitti, en önemli hata neydi ve bir sonraki hafta neyi değiştireceğim? Bu sorulara cevap verebiliyorsa rapor öğrencinin öğrenme aracına dönüşür. Zamanla öğrenci kendi analizini yapmayı öğrenir ve dış takibe olan bağımlılığı azalır. En değerlisi Bir sonraki hafta neyin değişeceğini söyleyen satır. Grafik güzel olabilir ama eğitim kararı üretmiyorsa eksik kalır. Analiz, geçmişi anlatmaktan çok sonraki adımı seçmeye yardım etmeli” dedi.
