Öğrenci koçluğu ve rehberlik sistemlerinde yalnızca ders programı hazırlanmasının yeterli olmadığına dikkat çeken Üze, öğrencinin akademik performansı ile davranışlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Üze, “Öğrencinin önüne haftalık çizelge koymak kolaydır. Zor olan, o program neden uygulanmadığında doğru nedeni bulmaktır” ifadelerini kullandı.
“ÖĞRENCİNİN ÖNÜNE ÇİZELGE KOYMAK KOLAYDIR”
Rehberliğin görevlerine değinen Üze, “Öğrencinin önüne haftalık çizelge koymak kolaydır. Zor olan, o program neden uygulanmadığında doğru nedeni bulmaktır. Ders eksiği mi, kaygı mı, hedef belirsizliği mi, zaman yönetimi mi? Rehberlik bu soruya yaklaşabilmeli” dedi.
“ÖĞRENCİ DAVRANIŞI VE DERS PERFORMANSI BİRLİKTE GÖRÜLMELİ”
Akademik veriden kopuk koçluğun eksik kalacağını dile getiren Üze, ailelere tavsiyede bulunarak “Deneme sonuçlarından haberi olmayan, öğretmenlerle iletişim kurmayan bir takip sistemi öğrencinin gerçek akademik durumunu kaçırabilir. Öğrencinin davranışı ve ders performansı birlikte görülmeli. Ben unvandan çok işleyişi sormayı öneriyorum: Koç ya da rehber öğretmen deneme sonuçlarını görüyor mu, öğretmenlerle konuşuyor mu, planı değiştirebiliyor mu? Biz MAKSİMUM VİP Akademi’de rehberliği akademik sistemden bağımsız görmüyoruz” ifadelerini kullandı.
ÖĞRENCİ KOÇLUĞU İLE REHBERLİK ARASINDAKİ FARKLAR
Rehberlik ve öğrenci koçluğu arasındaki farklara değinen Üze, “Veliler “öğrenci koçluğu”, “YKS koçluğu”, “özel öğrenci koçluğu”, “mentor” veya “üniversiteye hazırlık danışmanlığı” gibi farklı adlarla karşılaşabiliyor. Ben unvandan çok yapılan işe bakmak gerektiğini düşünüyorum. Rehberlik akademik planlama, hedef, sınav süreci ve öğrencinin ihtiyaçlarını takip edebilir; koçluk veya mentorluk ise davranış, alışkanlık ve hedef takibine odaklanabilir. Kurum içinde bu roller birbirine dokunabilir. Önemli olan öğrencinin farklı kişiler arasında kaybolmamasıdır. Kim hangi veriyi görüyor, öğretmenlerle kim konuşuyor, programı kim güncelliyor? Bu sorular görevlerin gerçekten nasıl çalıştığını gösterir. Öğrencinin “çalışamıyorum” demesinin nedeni motivasyon olmayabilir; belirli bir derste büyük konu eksiği olabilir. Deneme sonuçlarını ve öğretmen görüşünü görmeyen bir takip sistemi bu farkı kaçırabilir. O zaman öğrenciye daha sık program yazılır ama asıl problem çözülmez. Davranış ile akademik veriyi birlikte okumak gerekir. Öğrencinin çalışma alışkanlığı, gerçekten yapabildiği ve yapamadığı konularla ilişkilendirildiğinde daha doğru rehberlik kararı çıkar” şeklinde konuştu.
“HER GÖREV DIŞARIDAN BELİRLENİRSE, ÖĞRENCİ SORUMLULUK GELİŞTİREMEZ”
Rehberliğin öğrencinin yerine karar vermemesi gerektiğine dikkat çeken Üze, “Çünkü nihai amaç öğrenciyi kendi kararlarını verebilen bir yetişkine hazırlamaktır. Rehber öğretmen program önerir, seçenekleri gösterir, veri sunar ve öğrencinin hatasını fark etmesine yardım eder. Fakat her görevi dışarıdan belirlerse öğrenci sorumluluk geliştiremez. İyi rehberlik zamanla öğrencinin kendi planını kurma, öncelik belirleme ve hatasını analiz etme becerisini artırmalıdır. Destek arttıkça bağımlılık değil özerklik gelişmelidir” dedi.
