Mobil cihazlar ve sosyal medya platformları hayatımızın günümüzün bir vaktini kaplamaya başladı. Ancak öğrencilerin sınav sürecinde bu tür dikkat dağıtıcılarla arasına mesafe koyması, hem odaklanma süreleri hem de akademik başarıları için önem arz ediyor. Bu konuya ilişkin öğrenci ve velilere tavsiyelerde bulunan MAKSİMUM VİP Akademi Kurucusu Eğitimci Sertan Üze, veliler tarafından koyulan kısıtlamaların öğrenci ile ortak alınan karar sonucunda uygulamaya geçilmesi yönünde önemli uyarılarda bulundu.

 

“AMAÇ TELEFONU ŞEYTANLAŞTIRMAK DEĞİL”

Odaklanma sırasında telefonun başka bir odada durmasının en sağlıklı durum olduğuna dikkat çeken Üze, “Telefon masada durduğunda bildirim gelmese bile dikkat bölünebilir. Çalışma bloklarında cihazı başka odada tutmak, molada kontrollü kullanmak birçok öğrenci için daha gerçekçi bir çözüm olabilir. Birçok öğrenci için çalışma bloklarında erişimin zorlaştırılması faydalı olabilir. Telefon masada ters çevrilmiş dursa bile zihinsel olarak dikkat çekebilir. Başka odada, çantada veya sessizde uzak bir yerde tutulabilir. Ancak herkes için tek kural koymak yerine öğrencinin gerçekten neyle zorlandığına bakmak gerekir. Amaç telefonu şeytanlaştırmak değil, odaklanma sırasında gereksiz uyarıcıyı azaltmaktır. Mola sırasında kontrollü kullanım daha gerçekçi olabilir. İzmir’de öğrenci koçluğu veya YKS rehberliği arayan ailelere, günlük çalışma davranışlarının nasıl ele alındığını sormalarını öneriyorum. Biz MAKSİMUM VİP Akademi’de zaman ve dikkat yönetimini de akademik programın bir parçası olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı.

“DIŞARIDAN KOYULAN YASAKLAR MÜCADELE DUYGUSU YARATIR”

Ailelerin öğrencilere yönelik kısıtlama ve yasaklarının ters tepebileceğinden ve bu kuralların öğrenci ile ortak bir biçimde alınması gerektiğinin altını çizen Üze, “Tamamen dışarıdan konulan yasaklar öğrencide mücadele duygusu yaratabilir. “Ders sırasında telefon şu odada, 50 dakika sonra 10 dakika kontrol” gibi net ve birlikte kararlaştırılmış kurallar daha uygulanabilir. Öğrenci de kendi dikkatini yönetmeyi öğrenir. Yetişkinin olmadığı zamanlarda da bu beceriye ihtiyacı olacak. Amaç kurala uyduğu için çalışmak değil, neden bu sınırın gerekli olduğunu anlamaktır. Evde herkes yemek sırasında telefona bakıyor ama öğrenciye sürekli “telefonu bırak” deniyorsa mesajın inandırıcılığı azalır. Aile belirli ortak alanlarda veya saatlerde cihaz kullanımını azaltabilir. Öğrenci için konulan kuralın yetişkinlere hiç uygulanmaması çatışma yaratabilir. Dijital denge yalnız sınav öğrencisinin problemi değil, evin ortak alışkanlığı olarak ele alındığında daha sürdürülebilir olur” dedi.

“BU VERİLERİ KULLANMAK FARKINDALIK İÇİN KULLANMAK GEREKİR”

Öğrencilerin ekran sürelerinin kısaltılabilmesi için uygulanması gereken küçük hedeflere değinen Üze, “Ekran süresi verileri öğrencinin tahmininden farklı bir tablo gösterebilir. Ama bu veriyi suçlamak için değil farkındalık için kullanmak gerekir. Hangi uygulama en çok zamanı alıyor, hangi saatlerde kullanım artıyor, ders molası uzuyor mu? Öğrenci kendi verisini gördüğünde sınır koymaya daha istekli olabilir. Bir hafta küçük bir hedef belirlenip etkisi gözlenebilir. Dijital yönetim de diğer çalışma alışkanlıkları gibi ölçülerek geliştirilebilir” diye konuştu.