Maarif Modeli YKS hazırlığını nasıl değiştiriyor? Konu bitirmek yetmiyor!

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile birlikte lise müfredatında beceri temelli öğrenme öne çıkarken, YKS hazırlığında da yeni bir yaklaşım önem kazanıyor. MAKSİMUM VİP Akademi Kurucusu Eğitimci Sertan Üze, konu bitirmenin tek başına yeterli olmadığını belirterek öğrencilerin bilgiyi yorumlama ve farklı soru tiplerinde kullanma becerilerini geliştirmesi gerektiğini vurguladı.

EĞİTİM - 24-10-2026 16:06

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile birlikte lise öğretim programlarında öğrenme çıktıları, beceriler ve bilginin farklı durumlarda kullanılabilmesi daha görünür hâle geldi. MAKSİMUM VİP Akademi Kurucusu Eğitimci Sertan Üze’ye göre sınava hazırlıkta “konuyu bitirdim” demek giderek daha az şey anlatıyor; asıl soru öğrencinin o bilgiyi yorumlayıp yeni bir problemde kullanıp kullanamadığı.

MAARİF MODEL NEDİR?

Maarif Model’in ne olduğuna ilişkin konuşan Üze, “Ben önce bunun sadece “yeni konu listesi” olmadığını anlatırım. Programın içinde kavramsal ve alan becerileri, okuryazarlık becerileri, ölçme-değerlendirme yaklaşımı ve farklılaştırılmış öğretim gibi bileşenler var. Öğrenci açısından bunun pratik karşılığı şu: Bir bilgiyi sadece hatırlamak değil, ilişkilendirmek, açıklamak ve problem içinde kullanmak daha önemli hâle geliyor. Bu nedenle çalışma programı da “bugün üç başlık bitirdim” sayacından biraz uzaklaşıp “bu başlıklarda hangi beceriyi geliştirdim?” sorusuna yaklaşmalı” dedi.

“OKUL ÖĞRENMESİNİ SINAVDAN AYRI DÜŞÜNMEK DEĞİL!”

Derslerin okulda öğrenilmesinin daha öncelikle olduğunu ifade eden Üze, “Kesinlikle okul öğrenmesini sınavdan ayrı düşünmek zaten doğru değildi. Yeni müfredatla bu bağ daha da görünür olabilir. Öğrenci okulda gördüğü matematik, fizik, kimya veya Türk dili ve edebiyatı konularını yüzeysel geçerse sonradan yalnız test çözerek bütün boşluğu kapatmak zorlaşır. Okul dersleri temel kavramı ve ilişkileri kurar; sınava hazırlık ise bu bilgiyi süre, soru çeşitliliği ve deneme ortamında kullanmayı öğretir. İkisi birbirinin alternatifi değil, aynı hazırlığın farklı katmanlarıdır” diye konuştu.

“BEN KONU SONUCUNDA ÜÇ KONTROLÜ SEVİYORUM”

Konuları bitirmenin yeterli olmadığına dikkat çeken Üze, “Çünkü iki öğrenci aynı konuyu tamamlamış görünürken biri yalnız örnek soruyu taklit ediyor, diğeri farklı bir problemde yöntemi seçebiliyor olabilir. Ben konu sonunda üç kontrolü seviyorum: öğrenci kavramı kendi cümlesiyle açıklayabiliyor mu, farklı soru tipinde kullanabiliyor mu, birkaç gün sonra tekrar karşılaştığında hatırlıyor mu? Bu üçü yoksa takvimde konunun üstünü çizmek gerçek öğrenmeyi göstermeyebilir. Hızlı ilerlemek bazen geride görünmeyen boşluklar bırakır” şeklinde konuştu.

“ÖĞRETİM PROGRAMI DEĞİŞTİKÇE İZLEME BİÇİMİ DE AYNI KALMAMALI”

Öğrencilerin yalnızca kaç net yaptığına bakmanın yeterli olmadığını ifade eden Üze, “Programı sadece “hangi hafta hangi konu” çizelgesi olarak görmemeli. Öğretmenler okul müfredatını takip ederken denemelerde görülen hata türlerini de okumalı. Bir öğrenci bilgiyi biliyor ama yorum sorusunda zorlanıyorsa çözüm daha fazla konu anlatmak olmayabilir; farklı bağlamlarda uygulama çalışmak gerekebilir. Biz MAKSİMUM VİP Akademi’de öğrenci takibini bu yüzden yalnız toplam net üzerinden değil, konu ve hata türü üzerinden değerlendirmeyi önemsiyoruz. Öğretim programı değiştikçe izleme biçimi de aynı kalmamalı” dedi.

ÜZE’DEN ÖĞRENCİLERE TAVSİYELER!

TYT ve AYT’ye yönelik tavsiyelerde bulunan Üze, “Okuma, temel matematik, problem çözme, grafik-tablo yorumlama ve kavramlar arasında ilişki kurma gibi beceriler. Bunlar tek bir sınav formatına bağlı değildir. Öğrenci aynı zamanda güncel okul müfredatını düzenli öğrenmeli, denemelerde hangi tür yanlış yaptığını kaydetmeli ve gerektiğinde öğretmen desteğiyle eksik alanı tamamlamalı. Sınav değişikliği ihtimali öğrenciyi temel becerilerden uzaklaştırmamalı; tam tersine bu becerilerin önemini artırmalıdır” diye konuştu.

Öğrencilere haftalık ders programı konusunda tavsiyeler veren Üze, “Haftanın sonunda sadece “kaç konu bitti?” diye bakmasın. “Hangi konuda aynı hata sürüyor, hangi soruyu açıklayabiliyorum ama süre içinde yapamıyorum, hangi bilgiyi başka bir soruda kullanamıyorum?” sorularını da sorsun. Program bu cevaplara göre küçük değişiklikler almalı. Maarif Modeli gibi daha bütüncül bir çerçeveyi çalışma masasına çevirmek, büyük sloganlardan çok bu küçük veri alışkanlıklarıyla mümkün olur” ifadelerini kullandı.

Günün Diğer Haberleri